Yunan adası Lerosta Gezilecek Yerler/ 2012

İki farklı ülkeyiz, iki farklı milletiz ama aynı denizi paylaşıyoruz. İklimi, doğası ve mutfağına baktığımız zaman çok fazla ortak noktamız var.

Tatil için bu sene en iyi tekne arkadaşının teknesidir deyip Didim’den Yunan adalarına doğru altı kişi yol aldık.

İlk durağımız Leros adasıydı. Adaya vardığımızda demirleyen gemilerin neredeyse hepsinde Türk bayrakları vardı. Adada karaya adım attığımızda etrafımızda çok fazla Türk’e rastladık. Türklerin adayı işgal ettiğini duymuştum ama bu kadar Türk beklemiyordum:)

Adanın dört bir yanında gemilerin yanaşabileceği, bağlanabileceği koylar, denize girilebilecek plajlar var. Türkiye’nin tam karşısında bulunan Panteli koyuna  teknemizi demirledik. İlk bakışta dikkatimi çeken doğallığını bu kadar koruyabilmesi, evlerin modernleşme uğruna yapılarını bozmamalarıydı. Çok bakir, sevimli ve çok güzel bir koy. Sessiz bir manzaranın yaratabileceği tatlı bir güzellik ve huzur ile insanda eşsiz bir gevşeklik duygusu yaratıyor. Tepelerinde yel değirmenleri, göz alıcı kalesi, küçük geleneksel beyaz evleri ve hemen sahilindeki tavernasıyla bizi adeta büyüledi.

Evlerinin dışını ve çevrelerini güzelleştirme çabaları beni etkileyen detaylar arasında. Taştan ada evlerinin bahçeleri, balkonları rengarenk sardunyalar ile süslenmiş.Sokaklar adeta çiçek bahçesi gibi özenli ve bakımlı.

Aynı zamanda tarihi dokuya zarar vermemişler.

Leros adası çok sakin ve dingin bir ada. Ada halkından da adanın sakin olduğunu anlıyorsunuz. Restoranlarında servis yapan garsonların hızına bakıp hayatın yavaş aktığını görebiliyorsunuz. Halk gayet sakin ve telaşsız.

Ada halkı kahvaltı dahil her an kahvede buluşuyor, günün işlerinden yorulduğunda buralarda soluklanıyor, gece gençler eğleniyor.
Adanın en cazip koyu bana göre Panteli Koyu. Adanın sakin, bana kalırsa en güzel koyu diyebilirim. Minik bir sahili ve sıra sıra dizilmiş kafeleri ve şirin evleriyle çevrilmiş mis kokan bir koy. Bu koyda kumsala dizilen masalarda yemek yeniliyor.

Koyda sadece bir tane otel var. Otelin kafesinden koya karşı akşam kahvenizi yudumlamak için harika bir yer.

Psaropoula Taverna ise Panteli’nin en güzel balık lokantası. Deniz kenarına kurulmuş köhne ve otantik bir restoran. Ege otlarının bol olduğu, süzme zeytinyağının cömertçe konulduğu salatası, gümüş balığı, istakozlu makarnası, ahtapotu, kalamarı ve simi karidesi ile tam bir Yunan tavernası. Siz siz olun Yunan adalarında eğer uzo içecekseniz Barbayanni’den başka uzo içmeyin. Türklerin damak tadına en uygun olanı diyebilirim:)

Yunan Adaları’nın bizden en büyük farkı, gittiğiniz her yerde hem iyi yemek yiyebiliyorsunuz hem de bizde ki gibi yüksek fiyatlar ödemiyorsunuz.

Akşam saatlerinde adanın o salaş havası sizi kendinizden geçirir, İstanbul’a keşmekeşin yaşandığı şehre asla dönmek istemezsiniz..

Pandeli tepeleri üzerinde ise sıra sıra yel değirmenleri dizili. Motor kiralayıp adayı keşfe çıktık.

Leros’un en yüksek tepesinde bin yıl önce Bizans döneminde yapılmış büyük bir kale var. Leros kalesi adaya girer girmez hemen göze çarpıyor. Kale’de gezilecek çok fazla birşey yok sadece adanın merkezi konumunda duruyor.

Keyifli, bol kalamarlı ve iyot kokulu adadan sonra gerçek hayata doğru yola koyulduk..

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.