Yunan Adaları/Lipsi/Makronisi/Aspronisi

Uzun zamandır blog sayfamı ihmal ettiğimi fark ettim. Gezdiğim gördüğüm yerleri yazma fırsatım olmadı.

Ege’ye yerleşeli tam bir sene oldu.  Taşınıyorduk, yerleşiyorduk, ofis tadilatıydı, açılıştı, alışma süresiydi derken hoopp bir sene geçivermiş.

İstanbul’dan sonra kendi memleketim olduğu için adaptasyon sürem de tahminimden hızlı oldu.

Geçiş sürecimi uzun uzun başka bir yazımda yer vereceğim.

Yaz bitmeden yazın özellikle tekne ile Yunan adalarında neler yaptık, bu sefer nereleri keşfettik değinmek istiyorum.

Yunan adalarını bize hem mesafe olarak hem de kültür olarak yakın olmasından dolayı seviyorum. Her gittiğimde de büyüleniyorum. Bir çok Yunan adası gördüm ancak her biri farklı özellikleriyle beni ayrı büyülüyor.

Daha önce Leros, Samos, Santorini, Mykonos ve Rodos adalarını gezmiştim. Şimdi de Lipsi, Aspronisi ve Makronisi adalarını görelim.

LİPSİ

Sabah erkenden 2 tekne ve arkadaşlarımızla yola çıkıyoruz. Çünkü yolumuz uzun. Didim’den 5 saatlik tekne ile Lipsi adasına yumuşak ve dalgasız bir havada varıyoruz.

Lipsi yelkencilerin gizli cenneti olarak bilinen, fazla keşfedilmemiş ve bozulmamış huzur dolu bir ada. Kafasını dinlemek isteyenler için bulunmaz bir yer.  Tam bir balıkçı adası olan Lipsi, huzurlu bir doğa ortamı sunmanın yanında kalabalıklardan uzak tertemiz sularda yüzme fırsatı sunuyor.

Adada 600’e yakın kişi yaşıyormuş. Aynı zamanda İtalyan’ların uğrak yeri olarak biliniyor. Tabi bizim dışımızda.

Adaya tekneyle küçük marinasına yanaşır yanaşmaz bu şirin adanın sokaklarında aldık kendimizi.

Adayı baştan sona yürüyerek dolaşabilirsiniz. Adada dolaşırken keçi sürülerine sıkça rastlıyorsunuz. Eşek üzerinde dolaşan insanları burada görebilirsiniz. Adada irili ufaklı tarla, bağ bahçe görüyoruz. Kendi sebze ve meyvalarını kendileri yetiştiriyor. Restoranlarda yemeklerine kullandıkları sebze ve meyvalar kendi üretimleri ve her şey organik.

Lipsi’de bağcılık eskiden gelen bir gelenekmiş. Adaya özgü şaraplar üretiliyor. Marketlerinde ev tipi şaraplar bulabilirsiniz. Adayı gezerken karşımıza mis gibi kokuların geldiği bir pastane çıktı. Ekmeklerin taş fırında piştiği, ev yapımı dondurmanın yapıldığı şirin bir pastane. Dinlenmek ve sakızlı dondurmasını yemek için tavsiye ederim.

Yunan yemeklerinde ağırlık deniz ürünleri olduğu için oldum olası bayılırım. Akşam yemeği benim için adalarda ayrı bir seramoni. Ahtapot, kalamar ve carpaccio olmazsa olmazlarım. Türkiye’ye göre hem çok ucuz hem de doğal. Adada yemeğimizi  Cylpso restoranında yedik ve çok memnun kaldık. Menüleri çok geniş ve porsiyonları oldukça doyurucu.

Lipsi’de bir gün kaldıktan sonra rotamızı adanın arka tarafında bulunan koya yönelttik.

Katsadia koyu teknecilerin güvenle demirlediği sakin ve denizi masmavi olan bir koy. Teknemizi demirledikten sonra adada sadece bir restoranı olan Dilaila Restoran’ına akşam yemeği için geçtik.

Restoran o kadar sevimli ki denizden bakıldığında yemyeşil ağaçlar arasında çiçek bahçesini andırıyor. Lezzetli yemekleriyle sizi başka diyarlara götürüyor. Her zamanki gibi bıkmadan usanmadan deniz ürünleri  tercihimi yapıp kendimi mutlu ettim.

Tekneyi açığa demirlediğimiz için yemek sonrası zodyak ile teknemize geçtik. Gece boyunca sadece teknecilerin ışıklarının olduğu huzuru ve sessizliği doyasıya hissettiğimiz alargada sabahladık.

Lipsi, kendine özgü sakinliği ve huzuru olan bir ada. Adanın özgün halini kaybetmemesini dilerim.

ASPRONİSİ

Lipsi’nin arka tarafına düşen bembeyaz taşlardan oluşan gidip ayrılmak istemeyeceğiniz harika bir yer.

MAKRONİSİ

Lipsi’den ayrıldığımız zaman Lipsi ve Patmos arasında kalan bir cennete gittik. Denizin üzerinde mağaraların yükseldiği,  yüzlerce gümüş balıklarıyla birlikte denizin içinde bir gölde yüzdüğümüz inanılmaz bir yer. Yolu düşenlerin mutlaka uğramasını tavsiye ederim.

Yunan adalarına her gelişimde beni inanılmaz etkiliyor. Doğanın bozulmamış ve el değmemiş olması adayı kendine özgü kılıyor. Doğanın kıymeti biliniyor. Otellerin yükselmesi için uygun mimari yapısı var. Ancak tercihlerini doğadan yana kullanıp, katletmiyorlar.

Bizim kıyılarımız güzel değil mi? Elbette çok daha güzel yerlerimiz var ancak gittiğimizde kıyıların maalesef işgal altında olduğunu görmek inanılmaz üzücü.

Doğaya ne zaman sahip çıkacağız?

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.